Gökhan Görmez

2012 – 2019

Öyküler

  1. İşaret Parmağının Ucunda kapağı.

    İşaret Parmağının Ucunda

    Sokak Edebiyatı fanzini, 14. sayı · Ekim 2012 · “project blindman”

    Tek çocuk hakkının yasayla sınırlandığı bir ülkede, ikinci bir çocuk beklemek suçtur. Bir aile bu yüzden şehirden çıkıp tenha bir köy yolunun kenarındaki çiftliğe taşınır; baba hafta içi eski evde yalnız kalır, anne karnı büyüdükçe evden çıkmaz olur.

    Anlatıcı, kardeşinin geleceğini öğrendiği için mutlu olan bir çocuk. Sırrı altı ay taşıyabiliyor. Sonra bir oyun arasında ağzından kaçırıyor.

    Şişman çocuk sonunda geldi. Keşke gelmeseydi.

    Öykü baştan sona o çocuğun sesiyle yazıldı; olanı anlatırken bile suçluyu kendinde arayan, terbiyeli olmaya çalışan bir sesle.

    Tam metni oku
  2. Kör Fısıltının Dediği kapağı.

    Kör Fısıltının Dediği

    Öykü Seçkisi #96 · Temmuz 2017 · Tema: Yarasa

    Kasabadan uzak, iki göz odalı derme çatma bir ev. Mustafa uyuyamıyor; aynı odada babası, annesi ve kardeşi uyuyor. Dışarıda tilkiler, zincirli bir köpek, tepenin ardında kayalıklara vuran deniz. İçinde ise çoktandır taşıdığı bir istek: buradan gitmek.

    Gecenin bir yerinde çatı kirişinde kor gözlü bir şey belirir. Yaratık Mustafa'yı bakışıyla divana çiviler ve aklına fısıltılar salar. Fısıltıların tuhaf yanı şudur: söyledikleri, çocuğun zaten istediği şeydir.

    Rüyaların nasıl başlayıp bittiğini bilemezsin. Oradadırlar.

    Öykü, kararın gerçekten kime ait olduğunu bilerek belirsiz bırakıyor. Zihinde dolanan körlemesine fısıltılar, o fısıltılarla atılan adımlar ve geri dönüldüğünde bırakılanın bir daha asla eskisi gibi bulunamaması üzerine.

    Öykü Seçkisi'nde oku
  3. Silenos Fan kapağı: kayıkta, boynuzlu yaşlı bir satir ve yanındaki adam.

    Silenos Fan

    Öykü Seçkisi #97 · Ağustos 2017 · Tema: Satir

    Fan yaşlı bir satir. Bir zamanlar kadırgalarla karşı kıyılara açılıp tanrılarla şarap içmiş, sonra içlerinden en uygunsuzuna kafa tuttuğu için ölümsüzlükle lanetlenmiş. Şimdi kokuşmuş bir gölün kenarındaki kulübesinde, sakat bir ayak bileğiyle oturuyor.

    Tanrılar da ondan iyi durumda değil: biri kavanozdaki bir midye kabuğuna hapsolmuş, biri harabeler arasında dilenen bir meczuba dönüşmüş. Fan yıllardır Toloz Dağı'nın yıkıntılarına tırmanıyor; kendisini lanetleyen tanrı babayı bulup hesap sormak için.

    Beni bu kokuşmuş gölün kenarında unuttular, yalnız bıraktılar.

    Mitolojinin sonrasında geçen bir öykü: kahramanların değil, unutulanların. Fan'ın insan âlemindeki tek bağı, ona kayığıyla ekmek ve ucuz şarap getiren ayyaş bir balıkçı.

    Öykü Seçkisi'nde oku
  4. Yaratık'ın H'si kapağı.

    Yaratık'ın H'si

    Öykü Seçkisi #102 · Ocak 2018 · Tema: Yeti

    Bir televizyon stüdyosunda, metal plakalardan yapılma bir kafeste üç metrelik yaşlı bir yaratık yaşıyor. Yıllar önce avcılardan satın alınmış; yapımcı onu yıllardır tutan bir aile komedisinde oynatıyor. Halka anlatılan yalan şu: kostüm giymiş, kimseyle görüşmeyen huysuz bir oyuncu.

    Her sabah asistan gelip kıllarının arasına dört şok cihazını gizliyor, sonra H sete çıkıp senaryodaki sakarlıkları yapıyor. Kimse zekâsını, hüznünü, ölmeyi ne kadar istediğini bilmiyor. O gün dizinin son bölümü çekilecek ve son sahnenin dekoru sahte ağaçlardan bir orman.

    Yaşlıyım, beni orada unutun.

    Öykü bilerek yalnızca iki paragraf hâlinde yazıldı: uzun, nefes aldırmayan cümleler yaratığın sıkışmışlığını okura da geçirsin diye.

    Öykü Seçkisi'nde oku
  5. Öpüşme Boşluğu kapağı.

    Öpüşme Boşluğu

    Öykü Seçkisi #103 · Şubat 2018 · Tema: Astronot

    Uzak gelecek. İnsanlık kendi güneş sistemini çoktan terk etmiş, koloni gemilerinde yaşıyor. Astronotluk keşif mesleği olmaktan çıkmış; enkaz ve asteroit tarlalarından değerli madde toplayan bir aile zanaatına dönüşmüş.

    Genç bir astronot, günübirlik görevinden gemiye döndüğünde önemli bir şeyi unuttuğunu fark ediyor: bugün, o eski yıldızın patlayacağı gün. Sevgilisiyle sözleri var — sarı devin atomlarına ayrılışını birlikte izleyip son bir kez öpüşmek. Cebinde aylardır sakladığı bir kutu, kutuda Mars'ın yörünge kalıntılarından topladığı kızıl bir taş var.

    Her zaman boşluk kazanıyor.

    Bir güneş sisteminin yok oluşuyla iki kişilik çok küçük bir ayrılığı aynı ana yerleştiren bir öykü.

    Öykü Seçkisi'nde oku
  6. Öksürük kapağı, Gökmen Yılmazkaya çizimi.

    Öksürük

    esrarengiz.com · 2019 · Kapak: Gökmen Yılmazkaya

    Sabah otobüsü, körük kısmı, sıkışıklık. Bir adam anlatıcının yüzüne üç kez öksürür ve elini bilerek araladığına dair bir şüphe bırakır. Sonra telefonuna döner, terler, telaşlanır, birilerine ulaşmaya çalışır.

    Öykü bu şüphenin öfkeye, öfkenin takibe dönüşmesini izliyor. Anlatıcı kendi korkaklığıyla kurduğu hayalî intikam sahneleri arasında adamın peşine düşüyor ve onu bir çıkmaz sokakta buluyor.

    Sen de yalnız ölme.

    Yayımlandığı site artık yayında değil; öykü bu yüzden tam metniyle burada duruyor.

    Tam metni oku
  7. Dalgayutan'da Aç Bir Gece kapağı: ay ışığında dalgaların dövdüğü kara kayalıklar.

    Dalgayutan'da Aç Bir Gece

    esrarengizhikayeler.com · 2019

    Yağmurdan sonraki bir gecede iki kardeş, bisiklet parası için tarlalardan salyangoz topluyor. Kayalıklara giden patikada çalıların arasından bir şey sürünerek çıkınca küçük kardeş çuvalı bırakıp karanlığa kaçıyor. Anlatıcı kalıyor — çünkü korkmuyor; kendi deyişiyle onunki hastalık seviyesinde bir duygu yoksunluğu.

    Yolun ortasında kıvranan şey, köyün “garipleri”nden Nuriye. Elinde bir et parçası var, ağzının kenarından koyu bir sıvı akıyor ve her zaman iki adım önünde yürüyen annesi ortalıkta yok.

    Keşke tanımasaydım.

    Kimsenin gece yaklaşmadığı Dalgayutan Kayalıkları'nda geçen bu öykü, bir korku hikâyesinden çok bir yoksunluk hikâyesi: anneden kıza miras kalan yağ bezeleri, hiçbir kapıdan doymadan çıkamayan bir açlık ve bir köyün birinin hikâyesini asla unutmayışı.

    Tam metni oku

Sitenin geri kalanı

  1. Karalama defteri

    Yazarken, çekerken ve keserken aklımda kalanlar.

    Yakında