Gökhan Görmez

Öykü · Tam metin

İşaret Parmağının Ucunda

Ekim 2012'de “Sokak Edebiyatı” fanzininin 14. sayısında, “project blindman” adıyla yayımlandı.

İşaret parmağımı kavramış kanlı elin taşıdığı umulmadık güce hayret ediyorum. Sımsıkı kapanmış parmakların, hayata başlamaya hazırken birdenbire her şeyinin alınmasına rağmen son bir kez de olsa tutunma çabasını anbean izliyorum.

Hâlbuki kardeşim olacağı için o kadar sevinmiştim ki... Bunu gizli tutmam her zaman tembihlense de söylemekten bir türlü vazgeçemiyorum. Zaten kardeşimin olacağını ve bunun gizli kalması gerektiğini öğrenmemden sonra ailemizin büyük sırrını saklamaya ancak altı ay dayanabildim. Zaten bu altı ay içerisinde hayatımızda birçok büyük değişiklik yaşandı. Bunlardan en önemlisi, şehrin dışında, tenha bir köy yolunun kenarındaki çiftliğe taşınmamızdı. Babam işe gitmek için artık pazar akşamından yola çıkıyor, hafta içi eski evimizde yalnız kalıyor ve cuma akşamı da bize dönmek için tekrar yollara düşüyordu. Annem, karnı büyümeye başladığında evden çıkmaz oldu. Küçük çiftlik evimizin penceresinden beni gözlerken ben de biraz ötedeki ağaçlarla çevrili geniş düzlükte oynuyordum. Bu arada yeni evimizin etrafında kimi görürsem onunla konuşmamam, eğer gördüğüm, karşılaştığım bir askerse hemen saklanmam tembihlenmişti.

Sonraları annem hastalandı ve yataktan kalkamaz oldu. Babam işten izin almak için elinden geleni yapsa da henüz alamamıştı. Annemin yanından ayrılmamam gerekiyordu ama yine de iki saatlik oyun iznim vardı. Yeni oyun arkadaşı bulmuştum. Komşu çiftlikteki şişman çocuk... Bu yalnızlık, anne ve babamın çaresizliği hep kardeşim içindi. Onun geleceğini duymamdan yedi ay sonra, şişman çocukla oynarken kardeşimi ağzımdan kaçırıverdim. Şişman çocuk, büyük ihtimalle beni kıskanmıştı. Gözlerini kocaman açmış bana bakarken kıskandığını hemen anlayacak kadar büyümüştüm ne de olsa. Oyunu bırakıp koşarak evine gitti. Zaten kıskanç arkadaşlara ihtiyacım yoktu, şişman çocuğa kızmıştım. Çiftlikte yalnızlığa alışmıştım bir kere. Arkadaşıma kızsam da terbiyeli bir çocuk olduğumu ona kanıtlamak amacıyla oyunu yarıda kesip kaçıp gittiğini kimseye söylemedim. Annemin zor durumunu bir de ben zorlaştırmamalıydım. Babam bu gidişinden önce böyle söylemişti. Terbiyeli bir çocuktum, anne ve babam benimle gurur duyduklarını hep söylerlerdi.

Şişman çocukla bir aydır görüşmüyordum. Pes edip kıskançlığı bir kenara bırakmasını istiyordum. Kardeşimle o da oynayabilirdi. İlk görüşmemizde bunu söyleyecektim.

Şişman çocuk sonunda geldi. Keşke gelmeseydi. Yanında askerleri getirdi. Keşke gelmeselerdi.

Cuma öğlendi. Evimizin kapısını kırıp içeri giren askerleri sessizce izledim. Annemle kardeşim hakkında konuşuyorduk. Annem babamın akşam için sürprizi olacağını söylemişti. Ama sonrasında bana yine bazı kurallardan bahsetmeye başladı.

Sakın ama sakın kardeşin olduğunu kimseye söyleme. Doğduğunda bile. Kuzenim dersin. Ailesi öldü bu yüzden bizde kalacak dersin. Artık büyüdün. Önümüzdeki yıl okula başlayacaksın değil mi? Sana doğruları söylemenin zamanı geldi. Eskiden... Şehirlerdeki insan sayısı azken senin gibi çocukların kardeşi olmasına izin verilirdi. Teyzeni hatırlıyor musun? Güzel... Artık kardeşlere izin verilmiyor. Her ailenin sadece bir çocuğa izni var. Bir çocuktan fazlası yasaklandı. Anladın mı? İzin vermiyorlar.

Kim vermiyor?

Yöneticiler... Nüfus arttıkça ekonominin çökmesini engellemek isteyenler. Her şeye hakkı olduğunu sananlar. Babanın patronları mesela. Aslında zamanında üç veya dört çocuk şarttı. Her ailede olması gerekiyordu, bunun için para bile veriyorlardı. İnsanlar zengin olabilmek için çocuk yaptı ama nüfus artışından dünya etkilendi. Ülkeler aşırı nüfustan savaş çıkarmaya, insanlarına yer bulabilmek için diğer ülkelerden toprak istemeye başladı. Neyse, büyüyünce zaten öğreneceksin bunları.

Ama babamın müdürünün üç çocuğu var. Tanışmıştık hani.

Eğer ikinci çocuk istenirse karşılığında çok çok para vermek gerek. Baban da bunun için çabaladı. İstenen parayı bulmak neredeyse imkânsız. O kadar paramız yok. Bu yüzden buraya taşındık. Kardeşini saklamak için. Onun doğması yasak diye.

Ben izin versem... Abisiyim. Ona göz kulak olurum, kimseye zararı dokunmaz.

Annem söylediklerimden hoşlanmıştı. Gülümseyerek saçlarımı okşadı ama birden kapımız tekmelenerek açıldı. Çoktular. Geldiler, içeri girdiler, annemi kollarından tutup zorla dışarı götürdüler. Kibar değildiler. Bense sessizdim. Olanları izleyen şişman çocuğun askerlere yardım etmekten kendisiyle gurur duymasını kıskandım. Kıskanmam kısa sürdü. Dışarıdan çığlığını duyduğum annemin ardından koştum.

Bahçe kapısının yanında yatıyordu. Başında dikilen askerin elinde o güne dek gördüğüm en uzun bıçak vardı. Ucundan kan damlıyordu. Annemin karnında da koyu renkte bir çizgi gitgide genişliyordu.

Boydan boya...

Annem gözlerini askere dikmişti. Bakışları donuktu, ölüydü. Elleri karnındaki yarığı kapatmak ister gibiydi. Diğer askerler uzaklaşmaya başlamıştı bile. Annemin yanında kalan asker iğrenerek kısa bir süre bana baktı ve arkadaşlarının ardından koştu.

Yanına giderken neden her şey yavaşladı, bilemiyorum. Şişman çocuğun yanımdan koşarak geçip evine kaçışı, bahçe kapısından çıkarken anneme bakınca yüzünün aldığı şekil...

Her şey yavaş...

Annemin yanına vardım. Annemin yanına oturdum. Annemin saçlarını okşadım. Annemin kan bulaşmış yüzünü öptüm. Annemin karnından çıkan minik eli fark ettim.

Havayı tutmaya çalışırmış gibi. İşaret parmağımı uzattım ve o, hemen yakaladı. Abisini az da olsa tanımak için. İlk ve son kez... Hâlbuki kardeşim olacağı için o kadar sevinmiştim.

Gökhan Görmez · Mayıs 2012

Sitenin geri kalanı

  1. Karalama defteri

    Yazarken, çekerken ve keserken aklımda kalanlar.

    Yakında